VUSLATA EREMEYİŞ USULÜ BİLMEYİŞTENDİR.VUSULSÜZLÜK USÜLSÜZLÜKTENDİR.
MUHAMMED HİKMET TUZKAYA (K.S) HAZRETLERİ

ZEKAT - ORUC - HAC - KURBAN ve FITRA

3/12/2007 -Kategori: TEFSIR

 

İmâm-ı Rabbânî "kaddesallahü teâlâ sirrehül azîz" üçüncü cild, 17. ci mektûbunda buyuruyor ki:


(...İslâmın üçüncü ÅŸartı, malın zekâtını vermekdir. Zekât vermek, elbette lâzımdır. Zekâtı seve seve ve islâmiyyetin emr etdiÄŸi kimselere vermelidir. Bütün ni’metlerin, malların hakîkî sâhibi olan Allahü teâlâ, zenginlere verdiÄŸi ni’metlerin kırkda birini, müslimânların fakîrlerine vermelerini, buna karşılık, çok sevâb, katkat mükâfât vereceÄŸini [ve zekâtı verilen malı elbette artdırırım ve hayrlı yerlerde kullanmanızı nasîb ederim. Zekâtı verilmiyen mâlı, derd ile, belâ ile istemiyerek harc etdiririm, elinizden alır, düşmanlarınıza veririm, siz de bu hâli görür, kendinizi yer, yanıp kavrulursunuz!] buyurup da, bu kadar az bir ÅŸeyi [istediÄŸin herhangi bir din kardeÅŸine] vermemek, ne büyük insâfsızlık ve inâdcılık olur.

 

Allahü teâlânın emrlerini yapmamak, hep kalbin bozuk olmasındandır. Kalbin bozuk olması, islâmiyyete tam inanılmamasıdır. Mü’min olmak için, yalnız kelime-i ÅŸehâdeti [EÅŸhedü en lâ...] söylemek yetiÅŸmez. Münâfıklar [kalbi kâfir olduÄŸu hâlde, müslimân görünen zındıklar] da bunu söylüyor. Kalbde îmân bulunduÄŸuna alâmet, islâmiyyetin emrlerini seve seve yapmakdır. Zekât niyyeti ile fakîre bir altın vermek, yüzbin altın sadaka vermekden dahâ sevâbdır. Çünki, zekât vermek, farzı yapmakdır. Zekât niyyeti olmadan verilenler ise, nâfile ibâdetdir. Farz ibâdetin yanında nâfile ibâdetlerin hiç kıymeti yokdur. Deniz yanında, damla kadar bile deÄŸildir. Åžeytân aldatarak, kazâları kıldırtmıyor, nâfile kılmağı, [nâfile hacca ve ömreye gitmeÄŸi] güzel gösteriyor. Zekât verdirmeyip, nâfile hayrları, göze güzel gösteriyor. [Sünnetlerin ve nâfilelerin, söz verilen büyük sevâbları, farz borcu olmıyanlar, kazâlarını ödeyenler içindir. Kazâsı olanların, farzlardan baÅŸka hiçbir ibâdetlerine, hiç sevâb verilmez.]


İslâmın ÅŸartının dördüncüsü, mubârek Ramezân ayında, hergün oruc tutmakdır. Mubârek Ramezân ayında hergün, muhakkak oruc tutmalıdır. Olur olmaz sebeblerle, bu mühim farzı elden kaçırmamalıdır. Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem” buyurdu ki, (Oruc, mü’mini Cehennemden koruyan bir kalkandır). Hastalık gibi, mecbûrî bir sebeble oruc tutulmazsa, [gizli yimeli ve özr bitince] hemen kazâ etmelidir. Hepimiz Onun kuluyuz. Başı boÅŸ, sâhibsiz deÄŸiliz. Sâhibimizin emrlerine, yasaklarına göre yaÅŸamalıyız ki, azâbdan kurtulabilelim. İslâmiyyete uymıyanlar, inâdcı kul, aksi, âsî me’mûr olur ki, cezâ çekmeleri lâzım gelir.


İslâmın beşinci şartı hacdır [ömründe bir kerre, Mekke şehrine gidip, hac vazîfelerini yapmakdır]. Hac vazîfesinin şartları vardır. Hepsi, fıkh kitâblarında yazılıdır. Hadîs-i şerîfde, (Kabûl olan bir hac, geçmiş günâhları yok eder) buyuruldu.)


Fıtra ve kurban sevâbından da mahrum kalmamalıdır. Kurban kesen, kendini Cehennemden âzâd etmiÅŸ olur. Bir hadîs-i ÅŸerîfde, (Hasîslerin en kötüsü, [kesmesi vâcib olduÄŸu hâlde] kurban kesmiyendir) buyuruldu. Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” iki kurban keserdi. Biri kendisi için, biri de ümmeti için idi. Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” için de kurban kesmek müstehabdır ve çok sevâbdır.
 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır
« Önceki - Sonraki »

tasavvuf

tasavvufi konular allah dostları islami bilgiler hakkında

Son Yazılarım

Arkadaşlarım

Kategorilerim

Bağlantılarım


ihvanim.com!
islamkent.com!
ankebut.net!
ilahi dinle islamiyet.gen!


BEYTULLAH
Bir sancak altında kaç milyon insan
Ne tenleri benzer,ne dilde lisan..
Olmuşlar...Tek yürek tek bedende can;
İnsanlığı gördüm...BEYTULLAH'da ben

Sinelerde alev,ne kül ne duman,
Dillerde bir soru: "Vuslat ne zaman?"
Cehennem söndürür, böylesi iman...
Aşk ne imiş gördüm... BEYTULLAH'da ben...

Okyanuslar aşmış,gelmiş nicesi,
Aç,susuz,uykusuz, gündüz gecesi...
Her nefes, dilinde Kur'an hecesi;
Sevdalılar gördüm...BEYTULLAH'da ben...
Rabb'in o davetli misafirleri;
Doldurmuş,Mekke'de her karış yeri.
Dillerinde dinmez,"LEBBEYK" sesleri,
Arş'a yollar gördüm...BEYTULLAH'da ben...

Bir damla misali,kapılmış sele;
Zengin,fakir,paÅŸa,nefer elele...
Yan yana secd'eder,sultanla köle;
Mahşerle tanıştım...BEYTULLAH'da ben...
Kimi görmez gözü,elinde asa;
Lakin,kalp gözünü açmış devasa...
Yüzünde tebessüm,ne gam, ne tasa,
Döner durur gördüm....BEYTULLAH'da ben...

Kimi,ayağında yarım çarığı;
Kaç yerinden kanar,topuk yarığı...
Meğerse; kefenmiş başta sarığı,
Ne aşıklar gördüm..BEYTULLAH'da ben...

Baktım...Sofrasında,nice melekler;
Bir tas zemzem suyu,kuru ekmekler,
Gözleri Kabe'de iftarı bekler
Tokluğuma yandım...BEYTULLAH'da ben...

Bir zerre gözü yok,dünya aşında,
Ahir rızkın arar, harman başında,
Rabb'in nazarını,Kabe taşında
Gören gözler gördüm...BEYTULLAH'da ben...

Kimi bahardadır,görmemiş yazı,
Kiminin geçiyor,Mevla'ya nazı
kılınır Kabe'de veda namazı,
İmrendim...El açtım,BEYTULLAH'da ben...

Kiminde kalmamış, derman bacakta;
İki büklüm yürür,gitmez kucakta...
Erişmiş..Kaybolmuş..Cenab-ı Hakk'ta
Pervaneler gördüm...BEYTULLAH'da ben...
O kambur sırtında, eski torbası,
Torbasında sanki,Cennet urbası..
Hele bir,kıyamda varki durması;
Göz göz oldum,doldum...BEYTULLAH'da ben...

Bin rütbeyi,bir secdede atlayan,
Bir secdeyi,yüzbinlere katlayan,Bu karını meleklerle kutlayan,Ne tacirler gördüm...BEYTULLAH'da ben...

Hacerü'l-Esved'de adın yazdıran,
İman pençesinde,nefsi ezdiren,
Yücelen ruhuna,Arş'ı gezdiren,
Ne veliler gördüm...BEYTULLAH'da ben...

Unutmuş...Dünyanın vefa derdini,
Yıkmış...Kalbindeki,riya bendini,
Öyle teslim etmiş,Hakk'a kendini;
Canda canan gördüm...BEYTULLAH'da ben...

Bir sevda seli var, Sefa Merve'de;
Damlalar köpürmüş, vecde girmede.
Nice peygamberler,nice zirvede;
Durup bakar gördüm...BEYTULLAH'da ben...

İbrahim Makamı,sultan sofrası;
Sunulur herkese,bir kevser tası...
Bir Cennet şöleni,perde arkası,
Ne sahneler gördüm...BEYTULLAH'da ben...

Melekler almışlar,şölen payı;
Sarmışlar,Kabe'de bütün semayı.
Kalem anlatamaz,bu ictimayı,
Aciz bir kul oldum...BEYTULLAH'da ben


Şair : Üstad Cengiz NUMANOĞLU


MÜSLÜMAN TOPLUMLARIN İÇİNDE BULUNDUĞU DURUM
SİZCE DÜNYA MÜSLÜMANLARI'NIN İÇİNDE BULUNDUKLARI SIKINTI VE HUZURSUZLUĞUN EN ÖNEMLİ SEBEBİ NEDİR?

Tefrika
Yoksulluk
Dinde samimi olmamak
Kur'an ve sünnete uymamak
İslam'ı sosyal hayata uygulamamak
Din kardeÅŸliÄŸi meselesini anlayamamak
Hepsi


Åžu Andaki Durum
Designed by In Obscuro