VUSLATA EREMEYİŞ USULÜ BİLMEYİŞTENDİR.VUSULSÜZLÜK USÜLSÜZLÜKTENDİR.
MUHAMMED HİKMET TUZKAYA (K.S) HAZRETLERİ

RAMAZAN-I ŞERİF

29/8/2007 -Kategori: MUBAREK GUN VE GECELER

Ramazan Müjdesi

Ramazan'ın ilk günü ile birlikte nur ve feyiz dolu bir mevsimi yaşamaya başlarız. Kâinat şenlenir, dünya Cennetten süzülen nurânî bir hava ile dolup taşar.. Ulvi âlemlerin masum ve mübarek sakinleri öbek öbek mü'minlerin çevresini sarar. Rahmet ülkesinden müjdeler, kâinatın Rabbinden selâmlar ve mağfiret ümitleri getirir, Ramazan ayı...
Mukaddes kelâmın nazil oluşunun yıldönümünü mü'minlerle birlikte cinler, melekler; ağacı, çiçeği, böceği, kurdu, kuşu, denizi ve deryasıyla yaşlı dünyamız da kutlar. Görünen ve görünmeyen âlemlerde tam manâsıyla bir bayram havası yaşanır.

Bu ayın Cenâb-ı Hak katında müstesna bir yeri vardır. Yüce Rabbimiz kendisine muhatap olarak seçtiği kullarına sonsuz rahmetinin en geniş tecellilerini bu aya tahsis eder. Başta Kur'ân-ı Kerim olmak üzere! Tevrat, Zebur ve İncil gibi diğer semavî kitapların da bu ayda indirilmiş olması, bu günlerin kıymet ve kudsiyetini artıran diğer bir husustur.

Mü'minlere İlâhî bir ihsan olarak bu günleri birer güzel fırsat bilerek değerlendirme, Rablerine olan kulluk derecelerini gösterme, Ona muhatap olabilme gayreti içine girerek tam bir ihlâs ve şuurla ibadet ve taate koşarlar.

Bu gayretin neticesi elbette karşılıksız kalmayacaktır. Oruç tutup, Ramazan ayını bir kulluk şuuru içinde geçirenler tatlı bir ânı yaşadıkları, huzura erdikleri gibi pekçok nimete de mazhar olurlar.

Ubâde bin Samit anlatıyor:
Ramazan ayının başladığı bir günde Resulullah Aleyhissalâtü Vesselam şöyle buyurdu:

"İşte bereket ayı olan Ramazan geldi. Artık Allah'ın rahmeti sizi kuşatır. O ay, yeryüzüne bol bol rahmet iner. Günahlar affedilir. Dualar kabul olunur. Allah sizin iyilik ve ibadette yarışmanıza bakar da, bununla meleklerine karşı iftihar eder. Öyle ise kulluğunuzla kendinizi Allah'a sevdirin. Asıl bedbaht olan da, bu ayda Allah'ın rahmetinden nasibini alamayandır."(1)

Ramazan her yönüyle bir ibadet mevsimidir. Her mü'min namazı, orucu, iyilikleri hizmetleri ve duâsıyla bu rahmet ve bereketten nasibini almaya çalışır. Bilerek veya bilmeyerek yapmış olduğu günahları için Allah'tan af diler. Rabbine niyazda bulunur.

Cenâb-ı Hak da kulunun bu samimi dua ve niyazını karşılıksız bırakmaz, günahlarını affeder, rahmetine garkeder.

Ramazan ayının kudsiyet ve bereketini bildiren şu hadis-i şerifi birlikte okuyalım. Peygamber Efendimiz geniş anlamda bu hususu dikkatimize vermektedir.

Selmân-ı Fârisî (r.a.) anlatıyor:
Resul-i Ekrem Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam Şaban ayının son günlerinde bize irad ettiği bir hutbede şöyle buyurdu:

"
Ey insanlar büyük ve mübarek bir ay yaklaştı, gölgesi başınızın üstüne düştü. Bu öyle bir aydır ki, içinde bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi vardır. Allah o mübarek ayın gündüzlerinde orucu farz, gecelerinde nafile namazı meşru kıldı. Bu ayda küçük büyük bir hayır yapan insan, başka aylarda bir farz eda etmiş gibi sevap alır.
Bu ayda bir farzı yapmak, başka aylarda yetmiş farz yerine geçer.
Bu ay Allah için açlık ve susuzluğun, taat ve ibadetin meşakkatlerine sabır ve tahammül ayıdır. Sabrın karşılığı da Cennettir.
Bu ay yardımlaşma ayıdır.
Bu ay mü'minlerin rızkını arttıracak aydır.
Bu ayda her kim oruçlu bir mü'mine iftar edecek bir şey verirse, yaptığı bu iş günahlarının bağışlanmasına ve Cehennemden kurtulmasına sebep olur. Oruçlunun sevabından da hiçbir şey eksilmeden onun kadar sevaba kavuşur.
"

Ashâb-ı Kiramdan bazıları, "Ya Resulallah, hepimiz oruçluya iftar edecek bir şey bulup verecek durumda değiliz" dediler.
Bunun üzerine Resul-i Ekrem Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam, "Allah bu sevabı bir tek hurma ile, bir içim su ile, bir yudum süt ile oruçlu mü'mine iftar ettirene de verir" buyurdular ve hutbelerine şöyle devam ettiler:

"
Bu ayın başı rahmet, ortası mağfiret, sonu da Cehennemden kurtuluştur.
Bu ayda kim kölesinin (işçi ve hizmetçisinin) işini hafifletirse, Allah da onu affeder ve Cehennemden uzak tutar.
Bunun için bu ayda şu söyleyeceğim dört hasleti fazlasıyla bulundurmaya çalışınız. Bu dört hasletten ikisi ile Rabbinizi razı edersiniz, diğer ikisinden ise hiçbir zaman ayrı kalamazsınız.

Rabbinizin rızasına sebep olan hasletlerin birisi, kelime-i şehadete devam etmeniz, diğeri de Allah'tan mağfiret dilemenizdir.
Vazgeçemeyeceğiniz iki hasletin biri Allah'tan Cenneti istemek, diğeri de Cehennemden Allah'a sığınmaktır.
Her kim oruçluya bir yudum su verirse, Allah da ona benim mahşerdeki havuzumdan öyle bir su içirecektir ki, Cennete girinceye kadar bir daha susuzluk çekmeyecektir.
(2)

Kaynaklar:
(1) et-Tergib ve't-Terhîb, 2:99.
(2) A.g.e, 2:94.
 

 

Mehmet Paksu, Mübarek Aylar, Günler ve Geceler

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
« Önceki - Sonraki »

tasavvuf

tasavvufi konular allah dostları islami bilgiler hakkında

Son Yazılarım

Arkadaşlarım

Kategorilerim

Bağlantılarım


ihvanim.com!
islamkent.com!
ankebut.net!
ilahi dinle islamiyet.gen!


BEYTULLAH
Bir sancak altında kaç milyon insan
Ne tenleri benzer,ne dilde lisan..
Olmuşlar...Tek yürek tek bedende can;
İnsanlığı gördüm...BEYTULLAH'da ben

Sinelerde alev,ne kül ne duman,
Dillerde bir soru: "Vuslat ne zaman?"
Cehennem söndürür, böylesi iman...
Aşk ne imiş gördüm... BEYTULLAH'da ben...

Okyanuslar aşmış,gelmiş nicesi,
Aç,susuz,uykusuz, gündüz gecesi...
Her nefes, dilinde Kur'an hecesi;
Sevdalılar gördüm...BEYTULLAH'da ben...
Rabb'in o davetli misafirleri;
Doldurmuş,Mekke'de her karış yeri.
Dillerinde dinmez,"LEBBEYK" sesleri,
Arş'a yollar gördüm...BEYTULLAH'da ben...

Bir damla misali,kapılmış sele;
Zengin,fakir,paşa,nefer elele...
Yan yana secd'eder,sultanla köle;
Mahşerle tanıştım...BEYTULLAH'da ben...
Kimi görmez gözü,elinde asa;
Lakin,kalp gözünü açmış devasa...
Yüzünde tebessüm,ne gam, ne tasa,
Döner durur gördüm....BEYTULLAH'da ben...

Kimi,ayağında yarım çarığı;
Kaç yerinden kanar,topuk yarığı...
Meğerse; kefenmiş başta sarığı,
Ne aşıklar gördüm..BEYTULLAH'da ben...

Baktım...Sofrasında,nice melekler;
Bir tas zemzem suyu,kuru ekmekler,
Gözleri Kabe'de iftarı bekler
Tokluğuma yandım...BEYTULLAH'da ben...

Bir zerre gözü yok,dünya aşında,
Ahir rızkın arar, harman başında,
Rabb'in nazarını,Kabe taşında
Gören gözler gördüm...BEYTULLAH'da ben...

Kimi bahardadır,görmemiş yazı,
Kiminin geçiyor,Mevla'ya nazı
kılınır Kabe'de veda namazı,
İmrendim...El açtım,BEYTULLAH'da ben...

Kiminde kalmamış, derman bacakta;
İki büklüm yürür,gitmez kucakta...
Erişmiş..Kaybolmuş..Cenab-ı Hakk'ta
Pervaneler gördüm...BEYTULLAH'da ben...
O kambur sırtında, eski torbası,
Torbasında sanki,Cennet urbası..
Hele bir,kıyamda varki durması;
Göz göz oldum,doldum...BEYTULLAH'da ben...

Bin rütbeyi,bir secdede atlayan,
Bir secdeyi,yüzbinlere katlayan,Bu karını meleklerle kutlayan,Ne tacirler gördüm...BEYTULLAH'da ben...

Hacerü'l-Esved'de adın yazdıran,
İman pençesinde,nefsi ezdiren,
Yücelen ruhuna,Arş'ı gezdiren,
Ne veliler gördüm...BEYTULLAH'da ben...

Unutmuş...Dünyanın vefa derdini,
Yıkmış...Kalbindeki,riya bendini,
Öyle teslim etmiş,Hakk'a kendini;
Canda canan gördüm...BEYTULLAH'da ben...

Bir sevda seli var, Sefa Merve'de;
Damlalar köpürmüş, vecde girmede.
Nice peygamberler,nice zirvede;
Durup bakar gördüm...BEYTULLAH'da ben...

İbrahim Makamı,sultan sofrası;
Sunulur herkese,bir kevser tası...
Bir Cennet şöleni,perde arkası,
Ne sahneler gördüm...BEYTULLAH'da ben...

Melekler almışlar,şölen payı;
Sarmışlar,Kabe'de bütün semayı.
Kalem anlatamaz,bu ictimayı,
Aciz bir kul oldum...BEYTULLAH'da ben


Şair : Üstad Cengiz NUMANOĞLU


MÜSLÜMAN TOPLUMLARIN İÇİNDE BULUNDUĞU DURUM
SİZCE DÜNYA MÜSLÜMANLARI'NIN İÇİNDE BULUNDUKLARI SIKINTI VE HUZURSUZLUĞUN EN ÖNEMLİ SEBEBİ NEDİR?

Tefrika
Yoksulluk
Dinde samimi olmamak
Kur'an ve sünnete uymamak
İslam'ı sosyal hayata uygulamamak
Din kardeşliği meselesini anlayamamak
Hepsi


Şu Andaki Durum
Designed by In Obscuro