VUSLATA EREMEYİŞ USULÜ BİLMEYİŞTENDİR.VUSULSÜZLÜK USÜLSÜZLÜKTENDİR.
MUHAMMED HİKMET TUZKAYA (K.S) HAZRETLERİ

TAHA EL-HARİRİ (K.S)

14/7/2007 -Kategori: ALTIN SILSILE

Tâha el-Harîrî (k.s.)

 

 

Altın silsilenin 32. halkası Irak'ın Musul vilayetine bağlı Erbil'in Harir nahiyesinden Şeyhi Taha'l-Hakkarî ile aynı adı taşıyor. Doğduğu Harir nahiyesine nispetle "Harirî" nisbesiyle ünlü Taha'l-Harîrî'nin hayatı ve hizmetleri hakkında M. Es'ad Efendi'nin Risale-i Es'adiyye'sinde kendi terceme-i halini kaleme aldığı bölümde verdiği bilgilerle, yine Es'ad Efendi'nin sohbetlerinde tutulan notlardan başka bir bilgiye sahip değiliz. M. Es'ad Efendi'nin: "Tarikat-i aliyyede seyr u sülüküm ne babamın, ne de dedemin irşad zamanlarına rastlamadığından o zamanın kutb-i irşadı bulunan Taha'l-Harîrî en-Nakşbendî el-Halidî hazretlerinin hizmetine girdim. 1292/1875 senesine; yani vefatına kadar beş sene müddetle hizmetlerinde bulundum " şeklindeki ifadelerden Şeyh Taha'nın iyi bir tahsil görmüş, itibarlı ve saygın bir kişiliğe sahip olduğu anlaşılmaktadır.

Dini ilimleri devrin ulemasından okuduktan sonra Mevlana Halid el-Bağdadînin Erbil'de bulunan halifesi Hidayetullah Efendi'nin hizmet ve himayesine girdi. Hidayetullah Efendi, Taha'l-Harîrî'nin yerine irşad makamına geçecek olan M. Es'ad Erbili'in dedesidir.

Taha'l-Harîrî'nin, Mevlana Halid Bağdadî halifelerinden Osman Tavili ile de görüştüğü bilinmektedir. Hatta Osman Tevili'nin Şeyh Hariri hakkında"o, bizden büyüktür." diye övgülerde bulunmuştur.

Gerek Hidayetullah Efendi ve gerekse Osman Tavili ile görüşüp kendilerinden feyz alan Taha'l-Harîrî, devrin ünlü şeyhi Taha'l-Hakkari ile önce alem-i menamda, ardından kendisini ziyaret ederek görüşmüş ve çok kısa bir süre içinde hilafete hak kazanmıştır.

Taha'l-Harîrî, ilk iki şeyhten gördüğü seyr u sülük, son şeyhten aldığı icazetten sonra fıtratındaki "üveysi" istidad sayesinde sık sık alem-i manada Allah Resülü'yle görüşmek şerefine nail olmuştur. Şeyh Taha, tarikat silsilelerinde "üveysi" yolla irşad gören şeyhlerin ilki değildi Nitekim Abdülhalik Gucdüvani ve Şah-ı Nakşbend hazretleri de üveysidirler. Üveysilik: Asr-ı saadette yaşayıp Hz. Peygamber'le cismani olarak görüşemeyen Üveys el-Karanî'ye nispetle kullanılan tasavvuf kavramıdır. Tarikat piri veya Hz. Peygamber'le rüya yoluyla görüşüp seyr u sülük gören tarik erbabı hakkında kullanılır.

Vefatı:

Taha'l-Harîrî. Erbil ve Musul bölgesinde yaklaşık kırk yıl süreyle halkı irşad ile meşgul oldu. 1292/1875 yılında vefat etti. Erbil'de medfundur.

Hariri ve Riyazat

Nakşbendiyye tarikatı, ruhu güçlendirip nefsi onun emrine vermek anlamına gelen "ruhanî usulü" uygulayan bir tarikattır. Bu yüzden bu tarikatta riyazata nefsanî tarikatlarda olduğu kadar önem verilmez. Hatta bazı şeyhler riyazat konusu üzerinde hemen hiç durmazlar Nitekim Taha'l-Harîrî de bunlardan biridir. Naklolunduğuna göre Es'ad Erbili hazretleri bir ramazan şey-hinin tekkesine gider. Ramazan boyunca orada riyazat yapmak ister Es'ad Efendi, iftarda çok çeşitli yemeklerin sofraya getirildiğini görünce vazifelilere bir daha böyle çok yemek getirmemelerini söyler. Ancak aldığı cevap ilginçtir:

"Şeyh Tahal'l-Hariri hazretlerinin emri var, getirmek zorundayız." Durumu Şeyh Hariri'ye haber verildiğinde o, Es'ad Efendi'ye ertesi gün şu uyarıda bulunur' "Bizim yolumuzda salik, Ma'ruf Kerhi gibi olmalıdır Hane sahibi önüne ne tür yemek koyarsa yemelidir. Ayrıca bizim yolumuzda temizlik önce kalpten başlar. Kalb tasfiye ile salah kesb edince cesed de ona uyarak salah bulur. Bu bakımdan uzun uzun riyazata hacet kalmaz."

Keşf ehli olan İle olmayan

Taha'l-Harîrî der ki: "Keşf ehli olan salik ile keşfi olmayan salikin hali, gözü gören ile gözü görmeyenin Hicaz yolculuğuna benzer. Her ikisi de yol boyunca daima gayelerine yaklaşmaktadır. Fakat gözü görmeyenin sevabı daha çoktur Seyr u sülükte de keşfi olmayan salik, görünmüyorsa da terakki halinde olduğu için keşfi olandan İyidir."

Taha'l-Harîrî'nin vefatına yakın halifesi M. Es'ad Efendi, kendi yerine oğlunun postnişin olması istirhamında bulundu ise de Şeyh Taha: "Oğlum ben varken vardır. Benden sonra yoktur Büyük babanız Hidayetullah Efendi'nin bende çok hakkı vardır. O hakkı ödemek İçin bu emaneti ben size terk ediyorum" dedi Vefatından altı ay sonra da Şeyh Taha'nın oğlu vefat etti. Taha'l-Harîrî'nin yerine M. Es'ad Erbili postnişin oldu.

Şeyh Taha'l-Harîrî hazretleri " Muhammedî-meşreb" olduklarından irşadları da Muhammedi üslupta idi. Hz. Peygamber (s a) Rasülü's-sakaleyn (=iki ağırlığın, insan ve cinnin elçisi) olduğu gibi, Şeyh Taha hazretleri de "mürşidü's-sakaleyn" yani hem insanların. hem de cinlerin mürşidi idi. Hatta cinnilerden "Cuddüh'' adında bir halifesinin ve pek çok müridinin bulunduğu rivayet edilmektedir.

 

KAYNAK:     http://www.altinoluk.com

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
« Önceki - Sonraki »

tasavvuf

tasavvufi konular allah dostları islami bilgiler hakkında

Son Yazılarım

Arkadaşlarım

Kategorilerim

Bağlantılarım


ihvanim.com!
islamkent.com!
ankebut.net!
ilahi dinle islamiyet.gen!


BEYTULLAH
Bir sancak altında kaç milyon insan
Ne tenleri benzer,ne dilde lisan..
Olmuşlar...Tek yürek tek bedende can;
İnsanlığı gördüm...BEYTULLAH'da ben

Sinelerde alev,ne kül ne duman,
Dillerde bir soru: "Vuslat ne zaman?"
Cehennem söndürür, böylesi iman...
Aşk ne imiş gördüm... BEYTULLAH'da ben...

Okyanuslar aşmış,gelmiş nicesi,
Aç,susuz,uykusuz, gündüz gecesi...
Her nefes, dilinde Kur'an hecesi;
Sevdalılar gördüm...BEYTULLAH'da ben...
Rabb'in o davetli misafirleri;
Doldurmuş,Mekke'de her karış yeri.
Dillerinde dinmez,"LEBBEYK" sesleri,
Arş'a yollar gördüm...BEYTULLAH'da ben...

Bir damla misali,kapılmış sele;
Zengin,fakir,paşa,nefer elele...
Yan yana secd'eder,sultanla köle;
Mahşerle tanıştım...BEYTULLAH'da ben...
Kimi görmez gözü,elinde asa;
Lakin,kalp gözünü açmış devasa...
Yüzünde tebessüm,ne gam, ne tasa,
Döner durur gördüm....BEYTULLAH'da ben...

Kimi,ayağında yarım çarığı;
Kaç yerinden kanar,topuk yarığı...
Meğerse; kefenmiş başta sarığı,
Ne aşıklar gördüm..BEYTULLAH'da ben...

Baktım...Sofrasında,nice melekler;
Bir tas zemzem suyu,kuru ekmekler,
Gözleri Kabe'de iftarı bekler
Tokluğuma yandım...BEYTULLAH'da ben...

Bir zerre gözü yok,dünya aşında,
Ahir rızkın arar, harman başında,
Rabb'in nazarını,Kabe taşında
Gören gözler gördüm...BEYTULLAH'da ben...

Kimi bahardadır,görmemiş yazı,
Kiminin geçiyor,Mevla'ya nazı
kılınır Kabe'de veda namazı,
İmrendim...El açtım,BEYTULLAH'da ben...

Kiminde kalmamış, derman bacakta;
İki büklüm yürür,gitmez kucakta...
Erişmiş..Kaybolmuş..Cenab-ı Hakk'ta
Pervaneler gördüm...BEYTULLAH'da ben...
O kambur sırtında, eski torbası,
Torbasında sanki,Cennet urbası..
Hele bir,kıyamda varki durması;
Göz göz oldum,doldum...BEYTULLAH'da ben...

Bin rütbeyi,bir secdede atlayan,
Bir secdeyi,yüzbinlere katlayan,Bu karını meleklerle kutlayan,Ne tacirler gördüm...BEYTULLAH'da ben...

Hacerü'l-Esved'de adın yazdıran,
İman pençesinde,nefsi ezdiren,
Yücelen ruhuna,Arş'ı gezdiren,
Ne veliler gördüm...BEYTULLAH'da ben...

Unutmuş...Dünyanın vefa derdini,
Yıkmış...Kalbindeki,riya bendini,
Öyle teslim etmiş,Hakk'a kendini;
Canda canan gördüm...BEYTULLAH'da ben...

Bir sevda seli var, Sefa Merve'de;
Damlalar köpürmüş, vecde girmede.
Nice peygamberler,nice zirvede;
Durup bakar gördüm...BEYTULLAH'da ben...

İbrahim Makamı,sultan sofrası;
Sunulur herkese,bir kevser tası...
Bir Cennet şöleni,perde arkası,
Ne sahneler gördüm...BEYTULLAH'da ben...

Melekler almışlar,şölen payı;
Sarmışlar,Kabe'de bütün semayı.
Kalem anlatamaz,bu ictimayı,
Aciz bir kul oldum...BEYTULLAH'da ben


Şair : Üstad Cengiz NUMANOĞLU


MÜSLÜMAN TOPLUMLARIN İÇİNDE BULUNDUĞU DURUM
SİZCE DÜNYA MÜSLÜMANLARI'NIN İÇİNDE BULUNDUKLARI SIKINTI VE HUZURSUZLUĞUN EN ÖNEMLİ SEBEBİ NEDİR?

Tefrika
Yoksulluk
Dinde samimi olmamak
Kur'an ve sünnete uymamak
İslam'ı sosyal hayata uygulamamak
Din kardeşliği meselesini anlayamamak
Hepsi


Şu Andaki Durum
Designed by In Obscuro